Popüler Yayınlar
18 Şubat 2012 Cumartesi
NATO NEDİR?
Kuzey Atlantik Antlaşması (NATO) Nedir?
Kuzey Atlantik Antlaşması, buna taraf ülkeler arasında çeşitli yönlerde işbirliğini öngören bir örgütün
anayasasıdır. Bu antlaşma ve onun doğurduğu NATO örgütü, üye ülkelerin sadece saldırıya uğramalarını
önlemek veya bir saldırıya konu teşkil ettiklerinde, böyle bir saldırıya destek sağlamakla kalmayıp, üyeler
arasında siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda müşterek çalışma ve dayanışmayı da öngörmektedir.
NATO’nun Kuruluşu:
Nazi Almanya’sının mağlup olmasından kısa bir süre sonra 26 Haziran 1945’te San Francisco’da
toplanan elli ülkenin temsilcileri “Birleşmiş Milletler” antlaşmasını imzalamışlardır. Bu antlaşma iki ana
teze dayanmaktaydı. Bunların ilki; ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Sovyet Rusya’nın gerçek meseleleri
hakkında devamlı bir anlaşmaya varacakları idi. İkinci tez ise; antlaşma devletlerinin hepsi arazi
kazanmaya çalışmamayı kabul etmeleri idi. Ancak bu iki tezde gerçekleşemedi ve Almanya’nın
yıkılmasından sonra düşman işgalinden yeni kurtulan Batılı devletler Rusya tehdidi ile karşı karşıya
kalmışlardır.
1946 ve 1947 yıllarında Batılı devletler Sovyet Rusya’nın bu yayılmacı politikadan vazgeçmesi için
girişimlerde bulundular ancak başarılı olamadılar. Bunun üzerine ABD, Rusya tehdidi altındaki ülkelere
yardım etmeye başladı. Pek çok Avrupa ülkesini kontrolüne alan Rusya’nın Yunanistan da giriştiği
harekette başarılı olmaması için ABD, Truman doktrini ile Haziran 1948’e kadar Türkiye ve Yunanistan’a
mali yardım ile askeri ve sivil heyetler gönderdi. Ancak savaştan çıkmış olan Avrupa devletleri ABD’den
yardım bekliyorlardı. Bu doğrultuda ABD, Dışişleri bakanı Marshall’ın hazırladığı plan çerçevesinde
Avrupalı devletlere yardım etmeye başladı.
4 Mart 1948’de Sovyet Rusya’nın durdurulması için askeri bir paktın hazırlanmasını görüşmek üzere
İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg temsilcileri Brüksel’de toplandı. 17 Mart 1948’de
yapılan görüşmeler sonucu Brüksel anlaşması imzalandı. Anlaşmaya göre bu devletler müşterek savunma
sistemi kurmayı, iktisadi ve kültürel bağlarını kuvvetlendirmeyi taahhüt ediyorlardı. Çok geçmeden Rusya
Batı Berlini ablukaya aldı. Bu olay Batı Avrupa’nın savunulabilmesi için Kuzey Atlantik anlaşmasını gerekli
kıldı ve hazırlıkları hızlandırdı. Brüksel anlaşmasını imzalayan devletlere ABD ve Kanada’nın da
katılmasıyla görüşmeler başladı. 4 Nisan 1949’da Washington’da ABD, Kanada, İngiltere, Fransa,
Belçika, Hollanda, Lüksemburg, İzlanda, Danimarka, Norveç, İtalya ve Portekiz gibi devletlerin imzasıyla
Kuzey Atlantik Paktı (NATO) oluşturuldu.
NATO’nun Ana Prensipleri:
- İttifak savunma amaçlıdır
- Caydırma için gerekli gücü muhafaza etmek esastır.
- Üyelerin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı garanti edilerek dünya barışına katkı devam ettirilir.
- Üye devletlerden birine yapılan tecavüz tüm üyelere yapılmış kabul edilir.
- NATO savunmasının kolektif tabiatı, iş birliğine ve entegrasyonuna istinad eder
Türkiye’nin NATO’ya Girişi:
İkinci Dünya Savaşının sonuçlanmasına az bir zaman kala, Türk- Sovyet ilişkilerinde savaş yıllarında
oluşan soğuma yerini ciddi bir gerginliğe bıraktı: Türkiye’nin San Francisco konferansın atılmak ve
Birleşmiş Milletlerin kurucu üyesi olmak için Almanya ve Japonya’ya savaş ilan ettiği tarihten (23 Şubat
1945) çok ısa bir süre sonra Sovyetler Birliği 19 Mart 1945 tarihinde iki ülke arasında ilk kez 17 Aralık
1945 tarihinde imzalanmış olup da daha sonraki yıllarda devam ettirilmiş olan Türk-Sovyet dostluk ve
saldırmazlık anlaşmasını İkinci Dünya savaşında meydana gelen askeri ve siyasi değişiklikler sonucunda,
7 Kasım 1935 tarihli protokol uyarınca feshetmek istediğini bildirdi. Moskova’ya göre, anlaşma yeni
koşullar ışığında yeniden gözden geçirilmeli, değerlendirilmeli ve yeni bir antlaşma imzalanmalıydı.
Ankara bu talebi kabul etti ve yeni bir antlaşmanın yapılması için görüşmelere hazır olduğunu 7 Nisanda
bildirdi. Aradan bir süre geçince, yeni bir antlaşma hazırlanması için Sovyetler birliğinin boğazlarda
ortak savunma talep ettiği ve Türk-Sovyet sınırında bazı değişikliklere gündeme getirdiği görüldü. Bu
tarihten sonra Türk-Sovyet ilişkilerindeki gerginlik arttı. Türk-Sovyet ilişkilerinde gerginlik artarken
Türkiye’nin batılı müttefikleri ile olan ilişkileri önceleri uzak kaldı. Türkiye’nin müttefiklerin bütün
taleplerine karşın savaşa girmemesi Ankara’nın özellikle İngiltere ile olan ilişkilerinin soğumasına neden
olmuştu. Bununla birlikle savaşın son yıllarında Türk-Amerikan ilişkilerindeki yakınlaşma gözle görülür bir
durum almıştır. Ancak Türkiye Moskova ile olan sorunlarının çözümünde savaştan büyük bir yara alarak
çıkan İngiltere’nin askeri gücüne güvenmek istiyordu. Bunun için Türk-Sovyet ilişkilerinde Ankara,
Moskova ile yalnız kalmak istemediğini belli etti. Ankara bu sorunun yalnız iki ülkeyi değil, fakat Montrö
antlaşması hükümleri uyarınca, antlaşmaya taraf diğer devletleri de ilgilendirdiğini belirtti. Önceleri
İngiltere ve Amerika Türkiye’nin Moskova ile ilgili sorunlarına yakınlık göstermediler. Türkiye ile Sovyetler
Birliği arasında notalar gelip giderken bu tavırda özellikle Amerika açısından bir netleşme görüldü.
Batılı demokratik ülkelerin, muhtemel bir Sovyet saldırılarına karşı kendilerini savunmak için bir cephe
oluşturma çabaları; demokrasiye geçmek isteyen, Sovyet Rusya’nın Türkiyeden toprak talep etmesi ve
boğazları kontrol etmek istemesi Türkiye’nin de bu cephe içinde yer almak istemesine sebep olmuştur.
Dönemin dışişleri bakanı Necmettin Sadak, NATO’ya üye devletlerle görüşmeler yapmış ancak bu birliğe
katılabilme yönünde gelişmeler yaşanmamıştır. Bundan sonra Türkiye Akdeniz paktı kurulma fikrini
ortaya atmıştır. Ancak bu birliğin kurulması yönündeki çalışmalar NATO anlaşma metnin neşredilmesi ile
yarıda kaldı. NATO anlaşma metninin Türkiye’ye ulaşmasından sonra basında büyük eleştiriler yapıldı.
Eleştirilerin hepsi Türkiye’nin de bu birliğe alınmasının gerekli olduğunu ifade ediyordu.
KAYNAKÇA:
AKŞİN, Sina, vd., Türiye Tarihi-4 Çağdaş Türkiye 1908-1980, 9.Basım, Cem Yayınevi, İstanbul,2007.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)